Anasayfam Yap Sık Kullanılanlara Ekle

 

Sitene Ekle Künye Arşiv  İletişim  rss  
ANASAYFA VİDEO GALERİ FOTO GALERİ FİRMA REHBERİ İLANLAR İLETİŞİM  
 
AK PARTİ PURSAKLAR BELEDİYE BAŞKAN A.ADAYI:MEHMET
TKİ-TTK Maden Ruhsatları Devri İmza Töreni
THY’den ’indirim’ açıklaması! Resmen duyurdular
Liyakat ve Ehliyet Ne ki?
CAMİLER ve DİN GÖREVLİLERİ HAFTASI PENDİK’TE


Beytullah DEMİRCİOĞLU - SANAT - Adil Haber Yorum
 
BEYTULLAH DEMİRCİOĞLU
BU HABERİN EKLENME TARİHİ 21-02-2018 / 09-20

 

Anasayfa'ya Dön 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Tüm Sanat Haberleri  
Beytullah DEMİRCİOĞLU

 

Zeytin Dalı Harekâtı ile

Suriye’de Değişen Dengeler

Sekizinci yılına giren Suriye krizinde son dönemde yaşanan gelişmeler gerçekten baş döndüren cinsten. Hem küresel hem bölgesel aktörlerin Suriye’nin geleceğinde var olma mücadelesi amansız bir şekilde devam ediyor.

Yürütülen vekâlet savaşında asil aktörlerin sahada daha çok görünür hale gelmeleri, müttefikler arasında yaşanan güven bunalımı sonrası devreye giren taktik işbirlikleri, hamlelere karşı devreye sokulan hamleler Suriye’nin geleceğine ilişkin belirsizliği, karmaşıklığı iyiden iyiye artırmış durumda.

 Başta Suriye toprakları olmak üzere Ortadoğu’nun sınırlarını yeniden çizme gayretindeki küresel emperyalist odakların hamlelerine karşı bölgesel aktörlerin attığı adımlar sonuç verecek mi? Dengelerin günbegün değiştiği Suriye satrancında günün sonunda kazanan kim, kaybeden kim olacak? Yüz yıl sonra bu coğrafyanın yeniden parçalanmasının önüne geçilebilecek mi? Ortadoğu’daki bütün politikalarını İsrail’in çıkarları doğrultusunda şekillendiren Amerikan emperyalizmine karşı bölge ülkeleri başlarına örülmeye çalışılan tuzağı görebilecekler mi yoksa yine mezhebi, etnik ve ideolojik çıkarlarını önceleyip birbirlerinin kuyusunu kazmaya devam mı edecekler? Son dönemde hem diplomasi masasında hem sahadaki baş döndüren gelişmeler eşliğinde Suriye başta olmak üzere bölgemizi neler bekliyor sorusunun cevabını bulmaya çalışacağız.

 

Zeytin Dalı Harekâtı ile Boşa Çıkan Hesaplar

Türkiye’nin 20 Ocak tarihinde başlattığı Zeytin Dalı harekâtının hedefi, sınır güvenliğimizi sağlamak, Türkiye’nin sınırları boyunca oluşturulmaya çalışılan terör koridorunu önlemek olarak tanımlandı. Ancak bu hedeflerin ötesinde Türkiye, bu harekatla sadece Suriye’nin toprak bütünlüğünü değil aynı zamanda kendi toprak bütünlüğüne yönelik emperyalist planı boşa çıkartmaya çalışmaktadır.

Bu satırların yazıldığı günlerde Zeytin Dalı harekâtının başlamasının üzerinden bir ay geçmişti. Başarı ile yürütülen harekâtta terör örgütüne ağır bir darbe indirilmiş, birçok bölge terör unsurlarından arındırılmış ve kararlı bir biçimde Afrin merkezine doğru ilerleyiş devam ediyordu. Harekât ile elde edilen başarı, sahadaki dengeleri değiştirirken, hem Suriye satrancında taşları yerinden oynatmış hem de Türkiye’ye yönelik emperyalist planlara önemli bir darbe indirmişti.

 

Suriye Krizi Bölgesel Savaşa Dönüşür mü?

 Ancak Suriye’de oynanan satranç henüz bitmiş değil. Daha ne kadar süreceği de meçhul. Sahadaki dengelerin günbegün değiştiği bir konjonktürü yaşadığımızı da göz önüne aldığımızda gelecek günlerin neler getireceğini kestirmek gerçekten güç.  Zeytin Dalı harekâtı karşısında köşeye sıkışan terör örgütü PYD/PKK’nın, Afrin’i Türkiye’ye teslim etmektense Esed rejimine teslim etmeyi yeğlemesinin sonuçlarının ne olacağı mesela önemli bir soru olarak karşımızda duruyor.

 Esed rejimi gerçekten Afrin’e girecek mi? Girecekse hangi amaçla girecek? Afrin’i terör örgütü unsurlarından temizlemek için mi yoksa onları Türkiye’ye karşı himaye etmek ve yeri geldiğinde tıpkı baba Esed döneminde olduğu gibi onları Türkiye’ye karşı kullanmak için mi? Esed bu adımı Rusya’dan ya da İran’dan gelen direktiflerle mi attı, atıyor?

Gelişmeler Türkiye-Suriye çatışmasına kadar varır mı, bu durumda Rusya’nın, İran’ın yaklaşımı ne olur? Bu soruların cevapları Türkiye’nin bundan sonraki tavrını belirlemede etkili olacak kuşkusuz. Velhasıl Suriye krizinin bölgesel bir savaşa dönüşme potansiyelini hâlâ fazlasıyla bünyesinde barındırdığı söylemek mümkün.

 

Zeytin Dalı Harekâtı ve İran’ın Rahatsızlığı

İfade ettiğimiz gibi “Zeytin Dalı Harekâtı” Suriye’deki dengeleri derinden sarstı. Ortaya çıkan yeni konjonktür, terör örgütünü ve Suriye’nin geleceğinde söz sahibi olmak isteyen ülkeleri yeni hamleler yapmaya sevk etti.

İran, Türkiye’nin Afrin operasyonundan duyduğu rahatsızlığı her fırsatta dile getiren ülkelerin başında geliyor. Suriye üzerindeki nüfuzunu artırmak isteyen Tahran, bir taraftan Şii milisleri Afrin’e göndererek Türkiye’nin “Zeytin Dalı Harekâtı” ile ulaşmak istediği hedefi geciktirmeye çalışırken bir taraftan da Türkiye’yi Esed rejimini muhatap almaya zorluyor.

Tahran, Türkiye’nin sahadaki başarısından rahatsız çünkü. Esed’in elini zorlaştıracak her türlü gelişmeden kaygı duyuyor. Tahran’ın terör örgütü PKK konusundaki ikircikli tavrı da bu yüzden. Afrin’e gönderilmeye çalışılan Şii milislerin Esed rejiminin değil, İran’ın işi olduğu yönünde güçlü bir kanaat var. 

Tahran, ABD’nin Suriye’deki varlığını kendisi açısından da büyük tehdit olarak görüyor. Bu tehdidi minimize etmek adına Suriye’deki nüfuzunu artırmaya, sahada elini güçlendirmeye çalışıyor. Maddi-manevi motivasyonlarla Pakistan ve Afganistan’dan getirdiği binlerce Şii militanı Suriye’de ölüme gönderiyor.

 

İsrail Suriye’deki Savaşa Müdahil Olacak mı?

İsrail’in son dönemde Suriye’de sahada daha çok görünür hale gelmesinin nedeni de İran’ın Suriye üzerindeki nüfuzunu artırmasından duyulan endişe ile açıklanıyor. Şaşırtıcı bir biçimde İsrail işgal yönetiminin İran’ın Suriye’deki etkisini dizginleyebilmek için kimi Suriyeli muhalif grupları desteklemeye başladığı yönündeki haberler İsrail medyasına yansıyor. Bu durum Suriye’deki çetrefilliği, kimin eli kim cebinde, kim kimi destekliyor belirsizliğini gösteren en son örnek olsa gerek. Tıpkı, İran’ın yaptığı gibi İsrail de düşmanımın düşmanı dostumdur mantığıyla İran’ın Suriye’deki nüfuzunun önüne geçmek için kimi Suriyeli muhalif grupları desteklemeyi, yeni stratejisi olarak devreye sokmuş gözüküyor.

İsrail Başbakanı Binyamin Netenyahu, daha önceleri, “Beşar Esed’in İran’ın Suriye’deki faaliyetlerine göz yumması durumunda savaşa müdahil oluruz” açıklamasında bulunmuştu. Geçen ay 30 yıldan sonra bölgede ilk kez İsrail jetinin İran destekli Suriye ordusunun kullandığı Rus hava savunma sistemleri tarafından düşürülmesinin ardından İsrail’in Suriye’deki savaşa müdahil olma ihtimalini yükseltmişti. Ancak İsrail’in yenilmezliği ön kabulüne büyük darbe vuran uçağının düşürülmesi karşısında,  esip gürlemekten başka bir şey yapmaması Esed’in yanındaki Rusya faktörü ile açıklanıyor. Bu gerçekliğin İsrail’i daha temkinli hareket etmeye zorladığı belirtiliyor.

 

 

 

Türkiye ile ABD Arasındaki Güven Bunalımı Aşılabilir mi?

Kuşkusuz Suriye’deki iç savaşın nereye evrileceği noktasında en belirleyici iki ülkeden biri Rusya diğeri ise Amerika. Terör örgütü PYD/PKK’yı başımıza musallat eden sözüm ona müttefikimiz Amerika’nın Suriye’de neye oynadığı, ABD’nin bir Suriye politikasının olup olmadığı da hep tartışıla geldi.

Kimi analistlere göre Suriye’nin bugünlere gelmesinin müsebbibi ABD’nin bir Suriye politikasının olmaması idi. Kimilerine göre ise, Amerika’nın bir Suriye politikası vardı. Hatta, Barack Obama döneminde başlayan bu devlet politikası Donald Trump döneminde de devam ediyordu. O politika da İsrail’in güvenliği için Suriye’nin kontrol edilebilir bir savaş ortamında kalması, Suriye’nin içeriye doğru çöküşünün temin edilmesi, nihayetinde de  Kürtler için özerklikle başlayıp ileride bağımsız devlete dönüştürülecek bir yapının tesis edilmesi, yani Suriye’nin parçalanması. Bugün, Suriye’nin geldiği noktaya bakıldığında bu ikinci tezin gerçeğe daya yakın olduğunu söylemek mümkün herhalde. Amerika’nın Suriye’de klasik böl-yönet stratejisini takip ettiği çok net bir biçimde görülüyor bir başka deyişle.

Dolayısıyla, ABD’nin Suriye’yi parçalama hedefi doğrultusunda terör örgütü PYD/PKK ile kurduğu ilişki kendisinin iddia ettiği gibi “taktik” değil bilakis “stratejik” bir işbirliğidir. Hep ifade edildiği gibi binlerce tır dolusu ağır silahın terör örgütüne verilmesinin arkasında yatan neden DAİŞ ile mücadele değil, terör örgütleri üzerinden Suriye’nin bölünmesi sürecine yapılan bir yatırımdır. Öyle iddia edildiği gibi söz konusu olan Suriyeli Kürtlerin çıkarları, kazanımları için de değildir bu yatırım. Bilakis kendisi ve dolayısıyla İsrail’in bölgesel çıkarları doğrultusunda Suriye’nin bölünmesine oynamaktadır Washington yönetimi. 

 

Türkiye, ABD’nin Böl-Yönet Stratejisinin Önündeki Engel

Zeytin Dalı harekâtı, ABD’nin, işte bu Suriye’de terör örgütü üzerinden oynamaya çalıştığı böl-yönet stratejisine önemli bir darbe vurmuştur. Washington yönetimi, Türkiye’nin Zeytin Dalı harekâtını önlemek için yoğun çaba sarf etmiş ancak Türkiye’nin kararlı duruşu ve Ankara’nın Moskova ile sağladığı uzlaşı karşısında geri adım atmak zorunda kalmıştır.

TSK’nın ÖSO ile gerçekleştirdiği Zeytin Dalı harekâtındaki başarısı, Ankara’nın Afrin sonrası yeni hedefinin Menbiç olacağı yönündeki kararlı mesajları ABD’yi yeni hamleler yapmaya sevk etmiştir. Washington yönetimi, Türkiye’yi tamamen kaybetme, Rusya’ya daha çok yanaşma ihtimalinin doğuracağı riskler nedeniyle de ilişkileri tamir etme yoluna gitmiştir.

  Nitekim, ABD Dışişleri Bakanı Rex Tillerson’ın son Ankara ziyareti, Türkiye-ABD ilişkilerinin tamamen kopmasının önüne şimdilik geçmiştir. Şimdilik diyoruz çünkü önümüzde Türkiye-ABD ilişkilerinin sınanacağı oldukça zor günler bizleri beklemektedir.

Afrin’deki terör unsurlarının temizlenmesi sonrası sıranın geleceği Menbiç konusunda Türkiye ile ABD arasında bir anlaşma sağlanabilecek mi? Yoksa Menbiç’de ABD ile yeniden karşı karşıya mı kalacağız? Belki çok daha zor olanı Fırat’ın doğusunun ne olacağı? Fırat’ın doğusu Türkiye-ABD ilişkilerinin geleceği açısından çok daha büyük önem arz etmektedir?

Velhasıl, ABD’nin Suriye özelinde ve Ortadoğu genelinde niyetinin ne olduğu konusunda Türkiye’nin derin kaygıları sürüyor. ABD’ye karşı duyulan bu güven bunalımı giderilebilir mi? Açıkçası bir hayli zor gözüküyor.

ABD’den terör örgütü YPG/PKK ile işbirliğini sonlandırmasını istiyoruz. Washington yönetimi, bin dereden su getiriyor, YPG ile birlikteliğimiz “taktik ilişki” diyor. “İşimiz bitince ayrılacağız” demeye getiriyorlar. Terör örgütüne “silah vermeyin” diyoruz, “tamam bu son” diyorlar ama en ağırından silahlar vermeye devam ediyorlar. “DAİŞ tehdidi ortadan kalktı, verdiğiniz silahları geri alın” diyoruz, “ağır silah vermedik ki geri alalım” diyorlar. Türkiye terör örgütü konusundaki kararlılığını ortaya koydukça, aklımızla alay edercesine “YPG’yi PKK’dan ayırıp birbirleriyle savaştırma’  önerisini getiriyorlar, hem de ne zaman, YPG eşittir PKK diyen kendi istihbarat raporlarının yayınlandığı gün. Velhasıl bu noktada Amerika ile güven bunalımı aşmamız bir hayli zor gözüküyor…

 

Rusya ile İlişkiler Dikensiz Gül Bahçesi Değil

Türkiye’nin, Suriye’de Fırat’ın doğusunda hâkim olan ABD ile arasındaki güven bunalımını aşması zor görünürken, Fırat’ın batısının hakimi durumundaki Rusya ile Türkiye’nin arasının dikensiz gül bahçesi olduğunu söylemek pek mümkün değil elbette. Rusya’nın zikzaklar çizen, ikircikli politikası kadar, Suriye’nin geleceğine ilişkin planları da Ankara’yı endişelendirmiyor değil.

 Washington yönetimi,  PYD ile PKK arasında fark olduğuna Türkiye’yi inandırmaya çabalarken, PKK’yı terörist örgüt olarak görmeyen Rusya ise bir taraftan PYD ile dirsek temasını sürdürürken diğer taraftan Suriye’de çözüm isteniyorsa bunun Esed ile mümkün olduğuna Türkiye’yi ikna etmeye çalışıyor. Fırsatını yakaladıkça bu yönde atraksiyonlar içinde olmaktan da geri durmuyor. Bu anlamda, Esed’ın Afrin konusunda YPG ile pazarlığa oturduğu haberlerinin çıktığı ve bu pazarlığın Rusya’nın bilgisi dışında yapılmadığı yönünde güçlü bir kanaat dillendirildiği bir zamanda Rusya Dışişleri Bakanı Lavrov’un, “Türkiye’nin güvenlik çıkarları Şam’la doğrudan diyalogla korunabilir” açıklaması oldukça manidar.

 

Rusya’nın nasıl bir Suriye planı var?

 Bu noktada gazeteci Serdar Turgut’un dillendirdikleri oldukça dikkat çekici. Turgut’a göre Rusya, üzerinde çalıştığı büyük Suriye planının ana maddelerini Amerika’yla kesinleştirmeye hazırlanıyor. Suriye bağlamındaki Kürt politikasının ana mimarı olan Vitaly Naumkin tarafından Amerika’ya sunulacak Suriye planında şunlar var;

 “Rusya, eğer Afrin’de Suriye ile Kürtler arasında bir anlaşma ve birlikte yaşama modeli oluşturabilir ve modelin Türkiye’yi tehdit etmediği de gösterilirse bunun Fırat’ın doğusuna da model olabileceğini düşünüyor. Rusya’nın planında, Fırat’ın doğusu için Kürtlerle anlaşmaya varıldığı takdirde “Kuzey Irak modeli” çerçevesinde merkeze bağlı bir idari özerk yapı önerisi de var. Rusya, Suriye ile Kürtlerin enerji bölgesini birlikte yönetmesini ve enerji dağılımını iki tarafın ihtiyaçları doğrultusunda yapmasını düşünüyor. Kültürel ve idari özerkliğe kadar gidebilen bu modelde ayrıca Kürt silahlı milislerinin Suriye ordusuyla birlikte çalışması da düşünülüyor. Örneğin, Fırat’ın doğusunda Türkiye sınırının güvenliğini sağlamakta Suriye askerinin aktif rol alması var kafalarda.”

Serdar Turgut, bu planın Türkiye’nin güvenlik kaygılarını da gidereceğini söylüyor. Ama belirtmek gerekir ki ortada bir yığın sorun potansiyeli mevcut.

Evet, küresel ve yerel tüm aktörlerin olanca güçleriyle abandıkları Suriye’deki kaos bakalım nereye evrilecek, çözüme mi yoksa daha derin bir kaosa mı?

 


Beytullah DEMİRCİOĞLU : Google'da Ara
Beytullah DEMİRCİOĞLU


 
 
Bu Haberi Arkadaşıma Gönder :
 
Adınız / Soyadınız :
E-mail Adresiniz :
Arkadaşınızın Adı :
Arkadaşınızın E-Mail Adresi :
 
   
 
 ADI SOYADI :  
 
 E-MAİL :  
 
 
 
 
 
 
        SANAT

  İSTANBUL KAZAN BEN KEPÇE


         İstanbul kazan ben kepçe              Bir varmış bir yokmuş evvel zaman içinde kalbur zaman içinde Deve

  UMRE VE HAC İÇİN SERVER


          Umre ve Hac için Server turizm Amerika’da Türkiye’nin seçkin Hac ve Umre Organizasyonu ile Kültür Gezileri firması Serv

 
 
TÜM YAZARLAR



           ANKET
24 haziran seçimlerinde oyunuzu kime vereceksiniz?
% 24 √ Toplam : 7 - CUHUR İTTİFAKİ
% 44 √ Toplam : 13 - MİLLET İTTİFAKI
% 20 √ Toplam : 6 - HDP
% 14 √ Toplam : 4 - HİÇ BİRİ
   

           EN SON EKLENEN VİDEOLAR
  EN SON EKLENEN VİDEOLAR
 
 
 



RSS © 2010 Adil Haber Yorum Türkiye'nin Haber Sitesi
Site iceriğinin telif hakkı bildirilmeksizin kullanılması yasaktır
Gizlilik İlkeleri | Kullanım Koşulları | Künye | Reklam | İletişim  
rapid.web.tr || Coder / Dizayner
info@rapid.web.tr